IV. BİTKİLERDE BÜYÜME ve HAREKET
Bitkiler, yaşamları boyunca bulundukları yere bağlı oldukları için yer değiştirmez. Ancak bitkilerin de bazı hareketleri vardır. Sinek kapan bitkisinde olduğu gibi, bitkiler çevresel uyanlara farklı şekilde yanıt vererek beslenir, büyür ve gelişir.
1. BİTKİLERİN BÜYÜMESİNDE ROL OYNAYAN FAKTÖRLER
a. Çevresel Faktörler:
Bitkilerin büyümesinde etkili olan çevresel faktörler; sıcaklık, ışık, su, toprak, atmosferdeki gazlar ve yerçekimidir.
Işık: Bitkilerde fotosentez, klorofil sentezi, stomaların açılması ve terleme gibi fizyolojik olaylar için ışık gereklidir. Fotosentez hızıyla ilgili yapılan araştırmalarda, fotosentezin yeşil dalga boyundaki ışıkta en düşük oranda; kırmızı ve mor dalga boyundaki ışıkta yüksek oranda gerçekleştiği görülmüştür.


Ayrıca ultraviyole ve kısa dalga boylu ışınların bitkilere zarar verdiği belirlenmiştir.
Su: Bitkilerin normal büyüme ve gelişmeleri için belirli miktarda suya ihtiyaçları vardır. Bitkilerde su; turgor basıncıyla desteklik sağlama, hücreler arası madde taşınmasına yardımcı olma, sıcaklığı düzenleme ve fotosentez için gereklidir.
Toprak: Toprağın yapısı, içerdiği maddeler, pH’sı gibi faktörler öncelikle kökün uzamasına etki eder. Bundan dolayı da bitkinin büyüme ve gelişmesinde etkilidir. Ayrıca bitkinin büyüyebilmesi için toprağın havalanmış olması gerekir.
Atmosferdeki gazlar: Oksijen, karbon dioksit, kükürt dioksit, azot ve su buharı gibi gazlar atmosferde belirli oranlarda bulunur. Bitkinin yaşadığı ortamda bu oranın artması ya da azalması, bitkinin büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkiler.
Atmosferde kirletici olarak bulunan kükürt dioksit, hidrojen sülfür gibi gazların miktarının artması, bitkilerin yapraklarının sararmasına, çürümesine ve kurumasına neden olabilir.
Yer çekimi: Yer çekimi bitkilerin gelişmesinde rol oynayan oksin ve giberellin gibi hormonların, bitkideki dağılımını etkiler ve bitkinin büyümesinde hızlandırıcı etkiye sahiptir. Yer çekiminin etkisiyle bitkinin kökü toprak içine doğru, gövdesi ise aksi yönde büyür.
b. Bitkisel Hormonlar:
Bitkilerde büyüme ve gelişme sırasında, hücreler arasındaki iletişim bitki hormonlarıyla sağlanır. Bitki hormonları üretildikleri yerden bitkinin diğer kısımlarına taşınır.
Bitki hormonları, aktif büyüme gösteren kök ve gövde uçlarında, meyvelerde ve genç yapraklarda yer alan hücreler tarafından üretilir. Hormonların bir kısmı üretildiği dokuda etkili olurken, bir kısmı üretildikleri yerden bitkinin diğer kısımlarına taşınır. Böylece etkisini bitkinin farklı bölümlerinde gösterir.
Oksinler: Bitkinin sürgün uçlarında, genç yapraklarda, gelişmekte olan meyve ve tohumlarda sentezle-nir. Özellikle büyüme bölgelerindeki hücreler tarafından salgılanır.
Oksin, hücre bölünmesini hızlandırır ve bitkinin ışığa yönelmesini sağlar. Büyüme, gelişme, yapraklanma ve çiçek açmada, meyve oluşumunda görev yapar.

Bitkilerin doku kültürüyle üretiminde oksin hormonundan faydalanılmaktadır. Ayrıca oksin hormonu hücre bölünmesi, kesik gövde ve yapraklarda, saçak kök oluşumunu, çiçeğin açması gibi bitki gelişimi ile ilgili bazı olayları etkiler.
Sitokinin: Sitokinin hormonu kök uçlarında sen-tezlenir ve ksilemle meristem dokulara, tohumlara, yapraklara ve meyvelere taşınır. “
Hücre bölünmesi için uyarıcı görev yapar, ikincil meristemlerin aktif hale gelmesi ve gövdenin alt kısımlarında köklerin oluşması, sitokinin hormonunun etkisiyle meydana gelir. Bunun yanında sitokinin hormonu, çiçekçiler tarafından bitkinin yaşlanmasını geciktirmek için de kullanılır.
Giberellin: Giberellin hormonu köklerde, genç yapraklarda ve bitkilerin embriyolarında üretilir.
Giberellin, hücre bölünmesi ve hücre büyümesini uyararak gövde ve yaprağın uzamasını sağlar. Çiçeklenmeyi uyarır.

Hücreye su alımını kolaylaştırarak hücrelerin genişlemesini, uyku halindeki tohumun uyanmasını sağlar. Tohumun çimlenmesinde de etkilidir.
Giberellin hormonu, ayrıca çekirdeksiz meyve oluşumunu sağlamak ve tane iriliğini artırmak amacıyla başta üzüm olmak üzere çeşitli meyvelerde kullanılır.
Etilen: Bitkilerde meyvelerin olgunlaşması sırasında üretilir. Etilenin etkisiyle, hücre çeperi bileşenlerinin enzimatik olarak parçalanması sonucunda, nişastanın ve asitlerin şekere dönüşümü meyveyi tatlandırır. Böylece meyve olgunlaşır.
Meyvenin olgunlaşması tamamlandıktan sonra etilen üretimi devam ederse meyve çürür. Etilen bir gaz olduğundan ve bulunduğu ortamda kolayca yayılabildiğinden diğer meyveleri de çürütür.
Ayrıca kuraklık, su baskını, mekanik basınç ve enfeksiyon gibi streslere yanıt olarak da etilen üretlir. Etilen hormonu yaprak dökümünü de uyarmaktadır.
Absisik asit: Uygun olmayan ortamda tohumun çimlenmesini engelleyerek, tohumun uyku halini devam ettirir. Ayrıca stomaların açılıp kapanmasını düzenleyici etkisi vardır.
2. BİTKİLERDE GÖRÜLEN HAREKETLER
Bitkiler toprağa bağlı olarak yaşadıklarından hayvanlar gibi yer değiştiremezler. Ancak çevreden gelen uyaranlara karşı da tamamen duyarsız olmayıp, tropizma ve nasti hareketlerini gerçekleştirirler.
a. Tropizma Hareketleri:
Bitkilerin büyüyen ve uzayan kısımlarında meydana gelen yönelim hareketleridir. Çevreden gelen uyarının yönüne bağlı olarak gerçekleşir.
Hareket uyarana doğru ise pozitif tropizma, uyarana zıt yönde olursa negatif tropizma olarak adlandırılır.
Fototropizma: Bitkilerin ışığa karşı gösterdiği yönelme hareketidir. Pencere önüne konan bir bitkinin güneşe doğru yönelmesi pozitif fototropizmadır.

Bitkide büyümeyi sağlayan oksin hormonu ışık alan tarafta az, ışık almayan tarafta daha fazla bulunur. Bu nedenle ışık almayan taraftaki hücreler, daha fazla bölünerek çoğalır. Bu da bitkinin gövdesinin güneşe doğru yönelmesine neden olur.

Geotropizma: Bitkilerin yer çekimine karşı gösterdiği yönelim hareketidir. Köklerde yer çekimine karşı pozitif (+) geotropizma hareketi görülürken, gövde de negatif (-) geotropizma hareketi görülür.

Haptotropizma: Sarılıcı bitkilerde destek dokusu zayıf olduğu için dik duramazlar ve desteğe ihtiyaçları vardır. Bu bitkilerin dokunmaya karşı gösterdiği tepkilere haptotropizma denir. Örneğin sarmaşıkların desteğe temas ettiğinde sarılması pozitif haptotropizmadır.
Kemotropizma: Bitki köklerinin toprakta bulunan çeşitli kimyasal maddelere karşı gösterdiği yönelim hareketleridir.
Bitkinin kökleri, gübre ve minerallere pozitif(+), tuza karşı negatif(-) kemotropizma gösterir. Bitkilerde üreme sırasında polen tüpünün embriyo kesesine doğru ilerlemesi de bir pozitif kemotropizma hareketidir.
Travmotropizma: Bitki organlarının yaralanma nedeniyle gösterdikleri yönelme hareketlerine trav-matropizma denir. Özellikle köklerde görülür.
Bitkinin kökünde bir yara meydana gelirse, kökün yaradan uzaklaşarak aksi tarafa yöneldiği görülür.
Hidrotropizma: Bitkilerin köklerinin suya doğru yönelim göstermesidir.
b. Nasti Hareketleri:
Bitkilerde uyaranın yönüne bağlı olmaksızın gerçekleşir. Nasti hareketleri turgor değişimleri ile sağlanır. Nas-tide, uyartı hangi yönden gelirse gelsin bitki bütün kısımları ile uyarana tepki gösterir.
Nasti hareketlerine neden olan uyaranlar ısı, ışık, sarsılma gibi dış çevre faktörleridir.
Fotonasti: Işık şiddetine bağlı olarak, çiçeklerin açılıp kapanması fotonastiye örnek olarak verilebilir. Akşamsefası bitkisinde çiçekler gündüz ışık şiddetine bağlı olarak kapanır, karanlıkta açılır.
Termonasti: Sıcaklık değişmelerinden kaynaklanan nasti hareketlerine termonasti denir. Lalelerde hava sıcaklığının düşük olduğu günün ilk saatlerinde çiçeklerin kapalı, öğlen saatlerinde açık olması termonasti ile sağlanır.

ÖRNEK
Aşağıdaki şekillerde gösterilen, yulaf koleoptillerinin (fidelerinin) hepsi, yeni çimlendirilmiş ve büyümekte olduğu varsayılmaktadır.

Belirtilen işlemler yapıldığında, bu fidelerden hangileri bir yöne doğru yönelir?
A) Yalnız I B) II ve IV C) I ve V D) I, III ve V E) II, IV ve V
ÇÖZÜM
Jilet ve mika gibi cisimler, sıvıları ve besinleri geçirmeyen birer katı maddedir. Buna göre, IV. fidede ışığa doğru bükülme (yönelme) görülmez.
III. fidenin ucu kesildiği için, büyüme hormonu (oksin) üretimi çok azalır. Büyüme yavaşladığı için, kısa sürede bükülme gerçekleşmez.
I. fidenin her tarafından ışık geldiği için, büyüme simetrik olur, bükülme ve yönelme görülmez.
V. fidenin kesilen ucu kaydırılarak yerleştirildiği için, kaydırılan kısımda daha çok oksin üretilir ve bu gövdenin sol tarafına daha çok gönderilir. Bunun için, ışık olsa da, olmasa da bükülme gerçekleşir.
Cevap C
Sismonasti: Bitkilerde dokunma ile meydana gelen ve turgor basıncı değişimleri sonucu ortaya çıkan hareketlerdir.
Küstüm otuna dokunulduğuna yapraklarının kapanması sismonastiye örnektir. Böcekçil bitkilerin yapraklarının böceğin yaprağa dokunmasıyla, bir kapan şeklinde kapanması da sismonastiye bir örnek olarak verilebilir.

3. FOTOPERİYODİZM
Bitkilerin gün uzunluğuna bağlı olarak gelişim göstermesine fotoperiyodizm denir. Bitkinin gelişimi için gerekli ışığı alma süresine ise fotoperiyot denir.
Fotoperiyot, bitkilerde büyüme, gelişme, çiçeklenme, yaprakların dökülmesi ve durgunluk döneminin başlaması gibi fizyolojik olayları etkilemektedir.
a. Uzun gün bitkileri: Bu bitkiler gündüzün geceye oranla daha uzun olduğu günlerde, genellikle ilkbahar ve yaz aylarında çiçek açar. Bu bitkiler çiçek açabilmek için, günde en az 12 – 14 saat ışık alma süresine ihtiyaç duyar.
Ekvator’dan uzak bölgelerde yaşayan bitkiler genellikle uzun gün bitkileridir. Bu bitkilere örnek olarak arpa, buğday, dereotu, şeker pancarı, turp, çavdar ve ıspanak gibi bitkiler verilebilir.
b. Kısa gün bitkileri: Bu bitkiler gecenin gündüzden daha uzun olduğu mevsimlerde çiçek açar. Bu bitkilere örnek olarak çilek, sütleğen, kazayağı, soya fasulyesi, tütün, patates ve kasımpatı gibi bitkiler verilebilir.
c. Nötr gün bitkileri: Bu bitkiler gün uzunluğundan etkilenmez. Bu bitkilere pamuk, tütün ve ayçiçeği örnek olarak verilebilir.
7.029 views
Tagged with: 11.Sınıf Bitkilerde büyüme ve hareket, Bitkilerde büyüme ve hareket Ders Notları, Bitkilerde büyüme ve hareket Konu Özeti
