II. BİTKİLERDE TAŞIMA
Bitkilerde taşıma sistemi kökten yapraklara kadar uzanan, floem (soymuk borusu) ve ksilem (odun boru-su)den meydana gelmiştir.
1. SU ve MİNERALLERİN TAŞINMASI
Bitkilerde emici tüyler yardımıyla topraktan alınan su ve minerallerin bir kısmı, hücreler arası boşluklardan taşınır. Bu olay su ve minerallerin hücreye girmeden, hücre çeperinin dışından taşınmasyla gerçekleşir.
Alınan su ve minerallerin bir kısmı ise, hücreden hücreye uzanan sitoplazma bağlantılarıyla aktarılır. Su ve mineraller odun borularına ulaştıktan sonra bitkinin yaprak ve gövdesine taşınır.

Kılcallık: Kılcallık, odun borularının çeperlerinin su moleküllerini çekmesiyle meydana gelir. Odun borularının çeperinde oluşan çekim, su moleküllerinin özelliğinden kaynaklanır.
Su dolu bir kaba çapları farklı olan, aynı boyda iki cam boru batırıldığında, ince cam boruda bulunan suyun seviyesi, geniş cam borudaki su seviyesine göre daha yükseğe çıkar.

Cam borulara benzetilen bitkinin odun boruları da gözle görülmeyecek kadar ince, kılcal borulardır. Ksi-lemin çapı daraldıkça su daha yükseğe çekilir. Ancak diğer faktörlere göre kılcallık, suyun yükselmesinde daha az etkilidir.

a. Odun Borularında Taşıma
Topraktan emici tüylerle alınan suyun bitkinin diğer kısımlarına taşınması odun boruları (ksilem) ile sağlanır. Ksilemde taşıma kökten yapraklara doğru olup, tek yönlüdür.
Bitkiler, taşınan suyun büyük bir kısmını stomalardan terleme yoluyla kaybeder. Bitkinin yaprak yüzeyinin geniş olması, terlemeyle kaybedilen su miktarını artırır. Buna bağlı olarak da bitkinin su ihtiyacı ve köklerdeki su emilim hızı artar.

Topraktan alınan su ve mineraller bitkinin en üst kısımlarına kadar taşınır. Taşıma mesafesi otsu bitkilerde oldukça kısadır.
Taşıma mesafesi, büyük ağaçlarda 100-150 metreye kadar çıkabilmektedir. Derin kök sistemine sahip bitkilerde ve büyük ağaçlarda suyun uzun mesafelere taşınmasında kök basıncı, kılcallık, terleme – çekim kuvveti ve kohezyon gibi olaylar etkilidir.
Kök Basıncı: Köklerdeki emici tüylerde bulunan su yoğunluğu, toprak sıvısındaki su yoğunluğuna göre daha azdır. Bu yoğunluk farkından doğan osmotik basınç, kök basıncını meydana getirir.
Kök basıncı, topraktan suyun emici tüylere geçmesini sağlar. Emici tüy hücrelerine alınan su osmotik basıncın etkisiyle odun borularına ulaşır. Kök basıncı, odun borularının su almasını sağlayan itici bir kuvvettir.
Topraktaki su miktarının ve havadaki nemin yüksek olduğu, bitkide terlemenin düşük olduğu zamanlarda su, kök basıncının etkisiyle yapraklardaki hidatotlardan su damlaları şeklinde dışarı atılır. Bu olaya damlama (gu-tasyon) denir.
Terleme – Çekim Teorisi ve Kohezyon: Terleme – çekim kuvveti ve kohezyon suyun yükseklere taşınmasında geçerliliği en çok kabul edilen teoridir. Çünkü uzun boylu bitkilerde suyun taşınmasında kök basıncı ve kılcallığın birinci derecede etkili olmadığı, ancak yardımcı bir kuvvet olduğu bilinmektedir.
Yapraklarda fotosentez ve terleme sırasında tüketilen su, yaprak hücrelerinin osmotik basıncının artmasına ve bitkinin üst kısımlarında bir çekme (emme) kuvvetinin doğmasına neden olur.
Oluşan bu çekme kuvveti hidrojen bağları ile birbirine bağlı su moleküllerinin, odun borusu içerisinde kop-mayan bir sütun şeklinde ilerlemesini sağlar. Böylece yaprak hücreleri, ksilemde suyun çekilmesini sağlarken, kaybolan suyun yerine de emici tüylerle topraktan su emilir.
Su molekülleri odun boruları içerisinde taşınırken birbirine ve odun borularının çeperine tutunur. Su moleküllerinin hidrojen bağlarıyla birbirine tutunmasına kohezyon denir. Suyun odun borularının çeperine tutunmasına ise adhezyon denir.
Suyun yapraklar tarafından emilerek yukarı doğru çekilmesi kohezyon yardımıyla gerçekleşir. Kohezyonla boyları 100 metreyi geçen, okaliptüs ve sekoya gibi çok uzun gövdeli ağaçlarda bile su en uç noktalara kadar çıkmaktadır.


ÖRNEK
Tuz oranı yüksek olan topraklarda yaşamaya uyum sağlamış, tuzcul bitkilerin topraktan su alabilmeleri, öncelikle aşağıdakilerden hangisinin etkisi ile gerçekleşir?
- Toprak üstü organların emme kuvvetlerinin yüksek olmasının
- Odun borularının dar olmasının
- Soymuk borularının canlı olmasının
- Kökün emici tüylerindeki osmotik basıncın yüksek olmasının
- Yapraktaki gözeneklerin açık bulunmasının
ÇÖZÜM
Bitki köklerinin topraktaki suyu alması osmotik basınçla sağlanır. Kökteki emici tüy hücrelerinin osmotik basıncı, toprak suyundan fazla tutularak, suyun ozmozla hücrelere girmesi sağlanır. Böylece enerji harcanmadan bitkiye gerekli olan su da alınmış olur.
Tuz oranı yüksek olan toprakların osmotik basıncı da yüksek olacağından, bu ortamlarda yaşayan bitkiler su alabilmek için, kök emici tüy hücrelerindeki osmotik basıncı yüksek tutarlar. Örnek olarak tuzlu su kenarlarında yaşayan bitkileri verebiliriz.
Cevap D
b. Sfomaların Yapısı ve Çalışma Mekanizması:
Stomalar, bitkilerde suyun buhar halinde atılmasını, atmosferden karbon dioksitin alınması ve oksijenin atmosfere verilmesini sağlayan yapılardır.
Stoma, fasulye şeklinde olan ve kloroplastları bulunan iki hücreden meydana gelir. Bu hücrelere bekçi hücre (kilit hücresi=stoma hücresi) denir. İki stoma hücresi, epidermis hücreleriyle çevrilmiş ve çukur kısımları birbirine bakacak şekilde yerleşmiştir.
Stomalar çok nemli ve sulak bölgelerde yaşayan bitkilerde, çoğunlukla yaprağın üst epidermisinde ve epidermis seviyesinin üstünde; kurak alanlarda yaşayan bitkilerde ise çoğunlukla yaprağın alt epidermisinde ve epidermis seviyesinin altında bulunur.

Stomaların açılıp kapanması, stoma hücrelerinde bulunan su miktarındaki artış ve azalışla ortaya çıkan turgor basıncı değişikliğiyle kontrol edilir.

Stomaların kapanması, açılmanın tersine işleyen olaylar dizisiyle gerçekleşir. Bu durumda, potasyum ve diğer çözünmüş maddeler bekçi hücrelerin dışına pompalanır. Su, hücrelerin dışına hareket ederken turgor basıncı düşer ve stomalar kapanır.


Stomanın yapısında, stoma açıklığına bakan çeperler kalın, epidermis hücrelerine bakan çeperler ise ince olacak şekilde özelleşmiştir. Çeperlerdeki kalınlık farkı stomanın açılıp kapanmasında önemli rol oynar. Bekçi hücreler, iki hücre arasındaki açıklığı genişletip daraltarak stoma açıklığını kontrol eder.

Fotosentez sırasında bekçi hücrelerde, glikoz ve potasyum gibi çözünmüş maddeler birikir. Komşu epidermis hücrelerinden bekçi hücrelere potasyum pom-palandıkça, bekçi hücrelerde çözelti derişimi yükselir. Derişimdeki bu artış suyun ozmoz yardımıyla bekçi hücrelere doğru hareket etmesini sağlar.
Bekçi hücrelerde su biriktikçe oluşan turgor basıncının etkisiyle hücreler şişer, aradaki stoma açıklığı genişler. Bu açıklıktan gaz ve su buharı geçişi olur.
Çevresel faktörler stoma hareketlerini etkileyebilir. Örneğin topraktaki su miktarı yetersiz olursa, gündüz açık olması gereken stomalar kapanır. Böylece bitkinin su kaybı önlenmiş olur.
örnek 6
Stomaların gece kapanmasını, kilit hücrelerinde meydana gelen;
I. glikozun nişastaya çevrilmesi,
II. ozmotik basıncın düşmesi,
III. hücre içinde karbondioksit birikmesi,
IV. suyun komşu epidermis hücrelerine geçmesi
şeklindeki olayların, hangi sırayla gerçekleşmesi sağlar?
A) I – II – IV- III B) II – III – I – IV C) III -1 – II – IV D) IV-1-II-III E) IV- II – III -1
(2006 – ÖSS/Fen-2)
Çözüm
Stomaların açılması, stoma hücrelerindeki su miktarının artması ve turgor basıncının etkisiyle çeperlerin gerilmesi sonucu gerçekleşir. Bu hücrelerdeki suyun azalması, stomanın kapanmasına neden olacağından, suyun komşu epidermis hücrelerine geçmesi, en son olarak meydana gelir.
Stoma hücrelerinde fotosentezin durması, hücre içindeki karbon dioksit miktarının artmasına neden olur. Fotosentezle üretilen glikozlar nişastaya çevrilir.
Hem nişastanın suda çözünmemesi, hem de ortamdaki glikozların azalması, stoma hücrelerindeki osmotik basıncı azaltır. Bu durumda, komşu epidermis hücrelerinin osmotik basıncı yüksek olacağından, su kaybı olur ve stoma kapanır.
Cevap C
2. ORGANİK MADDELERİN TAŞINMASI
Fotosentezle üretilen organik ürünler, bitkinin bütün organlarına soymuk borularıyla (floemle) taşınır. Floemle taşıma işlemini kalburlu borular gerçekleştirir. Soymuk borularında taşıma çift yönlü olup, odun borularına göre yavaştır.
Fotosentez sonucu oluşan glikoz, amino asit gibi organik moleküller yukarıdan aşağıya, köklerde oluşan amino asitler ise aşağıdan yukarıya doğru taşınır.
Soymuk borularındaki bu taşıma olayı, floem hücrelerindeki sıvı basıncı farklılığına göre gerçekleşir. Bu olay basınç – akış teorisi ile açıklanır.

Bitkinin yaprakta fotosentez yapan hücrelerine kaynak hücre, kök, gövde veya meyvede organik besinleri depo eden hücrelere ise havuz hücre denilmektedir.
Kaynak hücre olarak görev yapan, yaprak hücrelerinden soymuk borularına, glikoz geçişi başlayınca, floem hücrelerinin glikoz derişimi artar ve su derişimi azalır.
Bu durum floemin çevre dokulardan ve ksilemden su almasına neden olur. Bunun sonucunda floem hücrelerinde sıvı basıncı artar. Bu sıvı basıncının etkisiyle floem özsuyu aşağı doğru (köklere doğru) akar.
Glikoz, floemden havuz hücreye enerji harcanarak aktif olarak boşaltılır. Bu sırada floemde glikoz derişimi azalır, su derişimi artar. Glikoz havuz hücrelerinin lökoplastlarında nişastaya dönüştürülerek depo edilir.
Ozmozla soymuk boruları içinde bulunan su, tekrar odun boruları içine verilerek yukarı doğru (yapraklara doğru) taşınır.

4.496 views
Tagged with: 11.Sınıf Bitkilerde taşıma, Bitkilerde taşıma Ders Notları, Bitkilerde taşıma Konu Özeti
