1:49 am - Cuma Temmuz 25, 2014

Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

Pazartesi, 21 Kasım 2011, 11:01 | Genel Egitim Dokumanlari | 0 Comment | Read 2060 Times
by zeyrekli

 

Dünya üzerinde pek çok canlı yaşar. Bilim insanları, bu canlıların milyonlarcasının hayvan, yüz binlercesinin bitki olduğunu söylemektedir. Bu sayı her geçen yıl daha da artmaktadır. Biyo­loglar keşfedilmemiş birkaç milyon canlı türü daha olduğunu düşünmektedir.

Oldukça büyük çeşitliliğe sahip canlılar dünyasını bir düzen içinde tanımlamak isteyen biyologlar organizmaları sınıflandırma yoluna gitmişlerdir. Bunun sonucunda da sistematik bilimi ortaya çıkmıştır. Sistematik, canlılar arasındaki akrabalıkları araştırır ve canlıları isimlendirir, iyi bir sınıflandırma sistemi canlıların ait oldukları grup özelliklerinden de yararlanarak o canlının karakteristik özelliklerini bilmemizi sağlar.

 

A. Sınıflandırmanın Gerekliliği ve Geçmişi

Bir kütüphaneye girdiğinizi düşününüz (Resim 2.1). Biyoloji dersi için bir kitap arıyorsunuz. Ancak bir problem var. Raflardaki bütün kitaplar oldukça karışık sıralanmış. Etrafınızda kitapların isimlerinin yazılı olduğu bir liste arıyorsunuz, fakat yok. Bu durumu canlılar ile çalışma yapan ilk biyologların karşılaştığı sorunlara benzetebiliriz. Bu biyologlardan biri siz olsaydınız ne yapardınız?

 

1 Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Dünya üzerinde pek çok canlı yaşar. Bilim insanları, bu canlıların milyonlarcasının hayvan, yüz binlercesinin bitki olduğunu söylemektedir. Bu sayı her geçen yıl daha da artmaktadır. Biyo­loglar keşfedilmemiş birkaç milyon canlı türü daha olduğunu düşünmektedir.

Oldukça büyük çeşitliliğe sahip canlılar dünyasını bir düzen içinde tanımlamak isteyen biyologlar organizmaları sınıflandırma yoluna gitmişlerdir. Bunun sonucunda da sistematik bilimi ortaya çıkmıştır. Sistematik, canlılar arasındaki akrabalıkları araştırır ve canlıları isimlendirir, iyi bir sınıflandırma sistemi canlıların ait oldukları grup özelliklerinden de yararlanarak o canlının karakteristik özelliklerini bilmemizi sağlar.

Sınıflandırmaya sadece bilim insanları ihtiyaç duymaz. Doğada gördüğümüz tüm varlıkları ister istemez sınıflandırırız. Okulunuzdaki ya da evinizdeki nesneleri düşününüz. Elbiselerinizi, ayakkabılarınızı ya da diğer eşyalarınızı sınıflandırınız. Bu sınıflandırmayı yaparken elbiselerinizi rengine, kumaş tipine ya da mevsimlik ihtiyacınıza göre gruplandırabilirsiniz. Bunun sonucunda elbiselerinizi kaç sınıfa ayırabildiniz? Biyologların sınıflandırma çalışmalarını yaptığınız bu basit sınıflandırmayla kıyaslayınız. Biyologlar canlıları bilimsel adlandırma yaparak sınıflandırırlar. Bilimsel adlandırma yapılmasaydı aynı canlı, farklı bölgelerde farklı adlarla tanınabilirdi, bu da bilimsel çalışmalarda sorun yaratırdı. Günlük yaşamda kullanılan yaygın isimler canlının bilimsel özelliklerini doğru anlatmayabilir. Örneğin denizatı bir balıktır. Denizhıyarı bir hayvandır. Halkakurdu ise bir mantardır. Bu adlar organizmaların yaygın adıdır ve bu canlıların tümü suda yaşar.

Bilim insanları bölgesel isimleri kullanmaktan kaçınırlar. İyi bir sınıflandırma sistemi hangi ulustan olursa olsun bütün bilim insanlarının yararlanabileceği ve evrensel olarak kabul gören adlandırmaları yapmayı sağlamalıdır. Bilimsel adlandırma yöntemine uygun olarak yapılan adlandırmalar yaygın adların kullanılmasıyla ortaya çıkacak karışıklıkları önler.

İlk sınıflandırma çalışmaları eski Yunanlılar zamanında başlamıştır. Aristo (M.Ö. 384-322) canlıları bitkiler ve hayvanlar olarak sınıflandırmıştır (Resim 2.2).

Aristo hayvanları yaşam ortamlarına göre de karada yaşayanlar, suda yaşayanlar ve havada yaşayanlar olmak üzere üç gruba ayırmıştır.

Bir Yunan botanikçisi olan Theophrastus (Teofrastus) ise Aristo’nun öğrencilerinden biridir ve bitkileri bazı yapısal özelliklerine göre sınıflandırmıştır. Buna göre bitkileri; otlar, çalılar, ağaçlar vb. gruplara ayırmıştır. Canlıların dış görünüşlerine ve yaşadıkları yere bakılarak yapılan sınıflandırmaya yapay (ampirik) sınıflandırma denir. Aristo döneminde yapılan sınıflandırma yapay sınıflandırmadır. Yapay sınıflandırmada yararlanılan özelliklerden biri analog organlardır. Kökenleri farklı, görevleri aynı olan organlara analog organ denir.

Canlılar zigottan itibaren bir gelişim dönemi geçirirler. Bu dönemde belirli hücre grupları farklılaşarak canlının türüne özgü biçimde, belirli organların oluşumuna katılır. Aynı hücre gruplarından farklılaşan organlar aynı kökene sahiptir ve homolog organlar olarak adlandırılır.

Farklı hücre gruplarından farklılaşarak oluşan organlar ise analog organlardır. Sineğin ve yarasanın kanadı analog organa örnek verilebilir. Her ikisi de uçmaya yarar, fakat yapıları birbirinden farklıdır. İnsanın kolu, balinanın yüzgeci ve kuşun kanadı homolog organa örnek verilebilir. Üçü de aynı kemiklere sahip olmasına rağmen insanın kolu tutmaya, balinanın yüzgeci yüzmeye, kuşun kanadı uçmaya yarar.

Canlıların bilimsel sınıflandırılması doğal (filogenetik) sınıflandırma ile yapılır. Canlıların köken (orjin) benzerliklerine, akrabalık derecelerine, sahip oldukları homolog yapılarına bakılarak yapılan sınıflandırmaya doğa! (filogenetik) sınıflandırma denir. İlk doğal sınıflandırmayı yapan bilim insanı John Ray (Con Rey) (1627 1705)’dir. Bitki, balık, kuş ve böcekler ile ilgili araştırmalar yapmıştır. Bitkileri ilk kez tek çenekli ve çift çenekli olarak ikiye ayırmıştır. Bu çalışmalar ile yapay sınıflandırma yöntemleri yerini doğal sınıflandırma yöntemlerine bırakmıştır.

B. Sınıflandırma Basamakları ve İkili Adlandırma

Biyolojik çeşitliliğin anlaşılması için çalışan sistematik bilimi, canlıları belirli bir hiyerarşik düzen içinde sınıflandırır. Günümüzde de kullanılan bu hiyerarşik sistemin başlangıcı Carolus Linnaeus(Karl Line) (1707-1778)’ye dayanır. Carolus Linnaeus 1758 yılında “Systema Naturea” yani Doğanın Düzeni adlı kitabında canlıların adlandırılmasına ve sınıflandırmasına ilişkin geliştirdiği bilimsel yöntemi açıklamıştır.

Bu yöntemin iki temel özelliği vardır. Bunlardan ilki her canlı türüne iki sözcükten oluşan isim verilmesidir. İkincisi ise canlıların gittikçe daha fazla türü kapsayan hiyerarşik gruplar hâlinde sınıflandırılmasıdır.Tür ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, doğada yalnız kendi aralarında üreyebilen ve verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireyler topluluğudur.

Bazı canlılar aynı türe ait olmadıkları hâlde çiftleşebilir ve yavru meydana getirebilir. Bu canlılar hangileridir? Çiftleşme sonucu oluşan yavru niçin tür değildir?

 

2 Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Adınızı ve soyadınızı düşününüz. Adınız tek başına sizi tanımlamaz, sizinle aynı ada sahip pek çok kişi olabilir. Soyadınızla birlikte kullanıldığında tam olarak sizi tanımlar. Canlılardaki ikili adlandırmayı ad-soyad kavramı gibi düşünebilirsiniz.

Adlandırma yapan bilim insanları da buna benzer şekilde her bir tür için ikili adlandırma yöntemini kullanırlar (Resim 2.3). Bu ikili adlandırmada ilk ad türün ait olduğu cinsi ifade eder ve ilk harfi büyük yazılır. İkinci ad tanımlayıcı ad olarak kullanılır ve küçük harfle yazılır. İkisi birlikte tür adını oluşturur. Tür ve cins adları yazılırken eğik yazı karakteri kullanılır.

Felis domesticus (Felis domestikus) kedinin, Felis leo (Fetiş leo) aslanın, Carıis familiaris (Kaniş famiiiyaris) köpeğin, Carıis iupus (Kaniş lupus) kurdun bilimsel adıdır.

Türler bu şekilde bilimsel olarak adlandırılır ve hiyerarşik gruplar içinde yer alır (Şekil 2.1.)- Türler cinslere, cinsler aile (familya)lere, aileler takımlara, takımlar sınıflara, sınıflar şubelere, şubeler âlemlere yerleştirilir.

Kırmızı gül yaklaşık 275.000 türü barındıran bitkiler âleminin bir üyesidir. Bir ötücü kuş türü olan ötleğen ise, yaklaşık 1.000.000 türü olan hayvanlar âleminde yer alır.

 

3 Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Doğal sınıflandırma yapılırken canlı türünün hiyerarşik gruplarının belirlenmesinde bazı kriterlerden yararlanılır. Aranacak kriterlerin bilinmesi ve canlıda bunun belirlenmesi doğal sınıflandırma için kanıt oluşturur. Sistematikçiler fosillerden yararlanırlar. Fosillerin yapısı ile sınıflandırılmaya çalışılan canlının dış yapısı karşılaştırılır.

 

4 Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Ayrıca günümüzde yaşayan benzer canlıların dış yapısıyla da karşılaştırma yapılır. Embriyoların gelişim evrelerinin benzerliği, kromozom ve bazı büyük moleküllerin (protein, DNA ve RNA) benzerliği doğal sınıflandırma için kanıt sağlar. Fosillerden elde edilen doku örnekleri analiz edilip DNA benzerliklerinden yararlanılarak canlıların akrabalıkları tespit edilebilir.

Yapılan sınıflandırma herhangi bir hipotez gibi değişime açıktır. Yeni bilgiler edinildikçe sınıflandırma değişebilir. Örneğin algler geçmişte bitki olarak sınıflandırılırken günümüzde ayrı bir âlemde yer almaktadır.

Âlemden türe inildikçe canlılarda ortak gen ve protein çeşidi, embriyoların gelişim evrelerindeki benzerlik, homolog organ benzerliği gibi ortak özellikler artarken birey sayısı ve çeşitlilik azalır. Türden âleme doğru gidildikçe ortak özellik azalırken, birey sayısı ve çeşitlilik artar.

 

5 Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

Tablo 2.1′de sütü yoğurda dönüştüren bakterilerden Lactobacillus bulgaris, 100°C’un üzerindeki sıcaklıklarda yaşayabilen arkeadan Thermococcus çeler, bal arısı olarak bildiğimiz Apis mellifica, bir köpek türü olan Canis familiaris ve bir çam türü olan Pinus nigra’ türden âleme kadar sınıflandırma tablosunu görmektesiniz. Bu tabloyu inceleyerek size verilen farklı âlemlere ait bu beş türün akrabalıklarını inceleyiniz, benzerlik ve farklılıklarını tespit ediniz.

6 Canlıların Sınıflandırılması | Ders Notu | Konu Anlatımı |

2.325 views

Tagged with: , ,

Leave a reply