9:29 am - Çarşamba Nisan 23, 2014

Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

Pazartesi, 21 Kasım 2011, 7:00 | Genel Egitim Dokumanlari | 0 Comment | Read 3969 Times
by zeyrekli

KOMÜNİTE EKOLOJİSİ

 

Ormanlık alanda ya da parkta yapacağınız bir yürüyüş sırasında etrafı gözlemlemeye çalışın. Ağaçları, kuşları, böcekleri, örümcekleri, ağaçların gölgesinde gelişen çeşitli otları vb. canlıları görebilirsiniz. Gördüğünüz bu canlılar birbirleri ve çevreleriyle sürekli etkileşim içerisindedir.

Bu bölümde organizmalar arasındaki farklı etkileşimleri inceleyerek komünitenin yapısını, komüniteye etki eden faktörleri, komünitede tür içi ve türler arası rekabeti, türler arası simbiyotik ilişkileri, komünitelerdeki birincil ve ikincil süksesyonu öğreneceksiniz.

A. Komünitenin Yapısı ve Komüniteye Etki Eden Faktörler

Belirli bir alanda sürekli etkileşim içerisinde bulunan canlıların oluşturduğu topluluğa komünite denir. Komünitede aynı yaşam ortamını paylaşan türler bir arada bulunur. İncelemede kolaylık sağlamak amacıyla komünitede bitki ve hayvanların ayrı ayrı ele alındığı görülse de bunlar arasındaki bağımlılığın gözardı edilmemesi gerekir. Bakteri ve mantar gibi birçok organizma da komünite içinde yer alabilir. Ayrıca bir komünite içerisinde başka komü- nitelerde olabilir. Örneğin bir ormanda bulunan bütün mikroorganizmalar, bitkiler ve hayvanlar bir komüniteyi oluşturur. Bu türlerden bir hayvanın sindirim boşluğunda bulunan çeşitli mikroorganizmalar da komünite olarak kabul edilir.

Komünitelerin tipi ve büyüklüğü, komüniteyi oluşturan canlı türlerinin çeşitliliği ve çevre şartlarının organizmalar üzerindeki etkilerine bağlıdır (Resim 3.1). Örneğin sıcaklık, nem, yağış, besin vb. faktörler tür çeşitliliğini dolayısıyla komünite tipini ve büyüklüğünü etkiler. Ekvator’dan kutuplara, ovalardan dağlara doğru değişik tip ve büyüklükte komünitelere rastlanır. Komüniteler, tür çeşitliliği bakımından farklılık gösterir. En az tür çeşitliliği kutup bölgelerindeki komünitelerde görülürken orta enlemlere doğru gidildikçe çeşitlilik artar ve tropikal bölgelerdeki komünitelerde tür çeşitliliği en yüksek düzeye ulaşır. Enlemlerdeki tür çeşitliliği daha çok iklimsel nedenlere bağlıdır. Komünitenin coğrafik büyüklüğü de tür zenginliğini etkileyen bir diğer etkendir.

1 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Evsel ve endüstriyel atık suları, tarımsal kirleticiler tatlı suları kirletmektedir. Sucul ekosistemlerde, kirlenmenin canlılar üzerindeki etkileri incelendiğinde kirlilik derecesi arttıkça çeşitliliğin azaldığı görülmüştür. Birçok araştırma sucul ortamda yaşayan tür çeşitliliğindeki azalmanın su kirliliğine bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte sularda derinlik arttıkça ışık, ısı, oksijen gibi yaşamsal faktörler azaldığından tür çeşitliliği azalır.

B. Komünitelerde Rekabet ve Av-Avcı İlişkisi

Komünitedeki farklı türler mutualizm, parazitizm, av-avcı ilişkileri ve rekabet gibi nedenlerden dolayı birbirleriyle sürekli etkileşim içindedir. Belirli bir ortamda ancak belirli sayıda organizma yaşayabileceğinden aynı ortama fazla sayıda bireyin yerleşmek istemesi rekabete neden olur. Bu nedenle aynı ortamda yaşayan bitkiler ışık, su, mineral gibi faktörlerin biri veyş birkaçı için sürekli rekabet hâlindedir. Örneğin bahçe bitkileri, topraktaki mineral ve su için yabani otlarla rekabet eder.

Rekabet farklı türler arasında olduğu gibi aynı türün bireyleri arasında da olabilir. Aynı türe ait bireyler arasındaki rekabete tür içi rekabet denir. Belirli bir bölgedeki bir türe ait birey sayısı arttığında bu bireyler arasında besin, ışık vb. faktörler için rekabet başlar. Örneğin bir buğday tarlasındaki buğdaylar arasında görülen rekabet, tür içi rekabettir. Farklı türlerin bireyleri arasındaki rekabete ise türler arası rekabet denir. Buğday tarlasındaki buğdaylar ile yabani otlar arasındaki rekabet, türler arasındaki rekabete örnektir.

Herhangi bir ekolojik ortamda, farklı ekolojik nişlerin oluşması da türler arası rekabetin bir sonucudur. Bireyin ekolojik ortamdaki işlevi onun nişini gösterir. Bir canlının beslenmek, korunmak, saklanmak, üremek ve diğer canlılarla ilişki içerisinde olmak gibi yaptığı ve yapması gereken bütün faaliyetler ekolojik niş içerisinde yer alır. Örneğin bir kurbağa yavrusu bitkiyle beslenen birincil tüketici iken ergin bir kurbağa böcek ve diğer hayvanlarla beslenen ikincil bir tüketicidir.

1934 yılında Rus ekolog G.F. Gause (G.F.Gaus), Paramecium aurelia (Paramesyum aurelya) ve Paramecium caudatum (Para- mesyum kaudatum) adı verilen iki protista türü ile yaptığı labo- ratuvar deneylerinde türler arası rekabetin etkilerini araştırmıştır. Gause, her gün sabit miktarda besin eklediği ayrı kültür ortamlarında bu iki bakteri türünü yetiştirmiş; her iki protista türünün de hızla arttığını ve kültürlerinin en yüksek birey sayısına ulaştığını görmüştür. İki türü birlikte aynı kültür ortamında yetiştirdiğinde P.aurelia popülasyonu besin rekabetinde daha başarılı olduğundan hızla artarken P.caudatum popülasyonu kültürde yok olmaya başlamıştır (Grafik 3.1). Bu çalışmalar sonucunda Gause, iki türün çok benzer olduğu, aynı sınırlı kaynaklar için rekabet ettiği ve birlikte bulunamayacağı sonucuna varmıştır.

Ekolojik nişleri aynı olan iki tür, komünite içinde bir araya geldiğinde aralarında rekabet başlar ve daha az rekabet gücündeki tür o alanda yok olur ya da türlerden biri doğal seleksiyonla farklı bir kaynağı kullanmak üzere farklı özellikler kazanabilir. Ekolojik olarak benzer türler eğer nişlerinde bir ya da daha fazla farklılık varsa komünite içinde birlikte bulunabilir.

Tür içi ve türler arası rekabet, hayvan ve bitki popülasyonlarındaki büyümeyi sınırlayan ve dengede tutan önemli faktörlerden biridir. Popülasyonların sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi, su, besin, ışık, yaşama-çoğalma alanları vb. sınırlı bazı çevresel kaynakların kullanımı ile ilgilidir. Yaşama alanına en iyi uyum sağlayan tür, bu ortamdaki diğer türlerle en iyi rekabet edebilen türdür.

Rekabeti etkileyen önemli faktörlerden biri de türlerin gelişme ve olgunlaşma dönemlerinin farklı olmasıdır. Bu dönemler ne kadar farklıysa türler arasındaki rekabet o ölçüde azalır. Türler arası rekabet bitkisel üretim açısından da önemlidir. Örneğin gerek kültür bitkileriyle yabani ot arasındaki rekabet gerekse mısır-soya, mısır-fasulye gibi karışık ekimlerde farklı iki tür arasındaki rekabet birim alandan elde edilecek verimi olumsuz yönde etkileyebilir.

2 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Komünitelerde türler arasında rekabetten başka av-avcı ilişkisi de görülebilir. Hayvan komünitelerinde bireylerin çoğu birbirini yiyerek beslenir. Besin olan hayvana av, avla beslenen hayvana ise avcı denir. Örneğin vaşak beslenmek için tavşanı avlar. Avlanma sonucunda vaşak popülasyonu artarken tavşan popülasyonu azalır. Belirli bir süre sonra tavşan popülasyonunun azalması nedeniyle vaşaklar besin bulamaz. Besin bulamayan vaşak popülasyonunda ölüm, göç ve rekabet görülür. Bu da vaşakların sayısının azalmasına, tavşan popülasyonunun artmasına neden olur (Grafik 3.2).

3 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

C. Komünitede Simbiyotik İlişkiler

Komünitede farklı türler arasında değişik şekilde etkileşimler olabilir. Türler birbirini olumlu ve olumsuz etkileyebilir ya da birbirinden etkilenmeyebilir. İki farklı türe ait bireyin ya da popülasyonun yarar ve zarar gözetilmeden birlikte yaşamasına simbiyoz (birlikte yaşam) denir. Simbiyotik ilişkiler mutualizm, parazitizm, kommensalizm gibi farklı biçimlerde gerçekleşebilir.

1. Mutualizm

Mutualizm; iki ya da daha fazla türün karşılıklı yarar sağladıkları bir yaşam şeklidir. Bu birliktelikte çoğu kez birbirinden farklı özellikler gösteren türler bir arada bulunur. Dolayısıyla mutualizm, farklı ihtiyaçları birbirini tamamlayan organizmalar arasında görülür.

Heterotrof ile ototroflar arasındaki mutualizmin en çok bilineni mantarve su yosunlarının oluşturduğu birliktir. Bu birliğe liken denir (Resim 3.2). Heterotrof olan mantar, su yosunlarının fotosentezle ürettiği besin ve oksijeni solunum sırasında kullanır. Ototrof olan su yosunları mantarın solunum ürünü olan karbon dioksit ile suyu fotosentezde kullanarak besin ve oksijen üretir. Görüldüğü gibi mutualist yaşayan organizmalar birbirine muhtaçtır. Biri olmadan diğeri yaşamını sürdüremez. Bu iş birliğinde yaşama şansı artar. Türler arasında zorunlu olmayan mutualizm de görülebilir. Bu durum gevşek mutualizm olarak adlandırılır. Filler ile fillerin üzerinde yaşayan parazitleri yiyen kuş türlerinin arasındaki ilişki gevşek mutualizme örnek verilebilir.

2. Kommensalizm

Kommensalizmde birlikte yaşayan iki türden biri bu birliktelikten yararlanırken (konuk) diğer tür (konak) etkilenmez. Örneğin istiridyenin sırt boşluğu içinde çok küçük bir yengeç türü yaşar. Yengeçler konağın yemediği ya da ondan arta kalan yiyecekler ile beslenir ve istiridye sayesinde dış etkenlerden korunur. Yengeç bu birliktelikten yarar sağlarken istiridye zarar ya da yarar görmez.

4 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

3. Parazitlzm

Parazit yaşamda, organizmalardan biri bu etkileşimden zarar görürken diğeri yarar sağlar. Zarar gören konak, yararlanan ise parazit olarak adlandırılır. Parazit, üzerinde veya içinde yaşadığı konağın besinlerine ortak olarak ona zarar verir. Dolayısıyla konağın hastalanmasına hatta ölmesine neden olur. Parazit canlıların çoğunun tutunma ve duyu organları iyi gelişmiştir. Bu canlılar hızlı ürer; ancak enzim ve sindirim sistemleri iyi gelişmediğinden konağa bağımlı olarak yaşar. Parazitler; bir hücreli, bitkisel ve hayvansal parazitler olmak üzere üç grupta incelenebilir.

Bir hücreli parazitler: Bazı bakteriler, amipler ve kamçılılar ile sıtma mikrobu bir hücreli parazitlerdendir.

Bitkisel parazitler: Yarı parazit ve tam parazit olmak üzere iki çeşidi vardır. Yarı parazitler, inorganik maddeyi kullanarak kendileri için gerekli olan organik maddeleri sentezler. Yarı parazitlere ökse otu (Viskum albüm) örnek verilebilir (Resim 3.3). Bazı ağaçların gövdesi üzerinde yaşayan ökse otu, üzerinde bulunduğu bitkinin gövdesindeki ksilemden su ve suda bulunan inorganik maddeleri alır. Tam parazitlere örnek olarak canavar otu (Orabanche purpurea) verilebilir. Yaprakları küçük, ksilemleri zayıf olan bu bitkiler, klorofilleri olmadığı için fotosentez yapamaz. Emeç adı verilen emme organlarını üzerinde yaşadığı konağın iletim sistemine kadar uzatarak organik besinleri ve su ihtiyacını konak canlıdan karşılar.

5 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Hayvansal parazitler: İç parazitler ve dış parazitler olmak üzere ikiye ayrılır:

a. İç parazitler: Sindirim sistemi bulunmayan iç parazitler, konağın sindirilmiş besinlerini kullanır. İç parazitlerin hareket, duyu ve sinir sistemleri basit yapıda olmasına karşın üreme sistemleri çok gelişmiştir. Tenya, bağırsak solucanları iç parazit örneklerindendir (Resim 3.4).

6 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

b. Dış parazitler: Üzerine kısa ya da uzun süre tutunarak konağın kanını emen, sindirim sistemi gelişmiş parazitlerdir. Ancak çoğunda sindirim enzimi salgılanmaz. Bit, pire, kene dış parazit örneklerindendir (Resim 3.5).

7 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

D. Süksesyon

Komünitelerin en önemli özelliklerinden biri de zamana bağlı olarak değişim göstermeleridir. Komünitede zamanla canlılar ölür ve bu canlıların yerlerini yenileri alır. Örneğin bir ormanda kuruyan çamların yerine yeni çamlar, ölen sincapların yerine yeni sincaplar geçer. Ancak baraj yapımı, aşırı otlatma, yoğun ağaç kesimi, büyük yangınlar, toprak kaymaları, kuraklık, sel, küresel ısınma, volkanik patlamalar ya da kasırga gibi nedenlerle komünitenin yapısı bozulabilir. Bozulan komünitenin yeniden oluşumu yavaş gerçekleşir. Önce yeni koşullara uyum gösteren öncü türler ortaya çıkar, zaman içinde bunların yerini diğer türler alır. Bu sıralı değişim komünite eski yapısını alıncaya kadar devam eder. Belirli bir bölgede uzun bir zaman içinde türlerin aşamalı olarak birbirlerinin yerini almalarına süksesyon (ardıllık=sıralı değişim) denir.

Komüniteler incelendiğinde her birinin’ baskın türe göre adlandırıldığını görebilirsiniz. Ülkemizde çok rastlanan köknar, sarıçam, sedir ormanı gibi orman yaşama’ birliklerinde genellikle baskın türler yer alır. Bazen ormandaki bir veya iki tür bütün ormanın görünüşünü etkileyebilir. Böyle etki yapan türe yaşama birliğinin baskın türü denir.

Süksesyonlar birincil ve ikincil süksesyon olmak üzere iki grupta incelenebilir.

1. Birincil Süksesyon

Birincil süksesyon, üzerinde canlı bulunmayan bir ortama canlıların yerleşmeye başlamasıyla gerçekleşir. Yer kaymasıyla yeni kayaların toprak üzerine çıkması, dağların ve tepelerin aşınıp ayrışması, yanardağ patlamaları vb. sonucunda yerleşime yeni alanlar açılır. Birincil süksesyonun başlangıcındaki koşullar canlı gelişimine elverişsizdir, Bu nedenle süksesyon yavaş seyreder hatta binlerce yıl sürebilir.

8 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Birincil süksesyonda; liken, yosun, ot, funda, çalı ve ağaç evreleri sıralı bir değişim gösterir.

Liken evresinde; hiçbir canlının bulunmadığı kaya, kum, çakıl gibi ortamlarda likenler gelişir. Likenler bu ortamların toprak- laşmasını sağlar.

Yosun evresinde; likenler rekabeti kaybeder. Yosunlar ortamı nemlendirir. Daha sonra omurgasızlar buraya yerleştiğinde ölü organizmaların çürümesiyle toprak kalitesi artar.

Ot evresinde; ortama yerleşen otsu bitkiler yosunlara karşı re kabeti kazanır. Zamanla hayvan çeşitliliği de artmaya başlar.

Funda-çalı evresinde; otsu bitkiler rekabeti kaybeder. Ortama böğürtlen, ardıç gibi küçük ağaçlar yerleşir. Hayvanlar aracılığıyla büyük ağaçların tohumları taşınır.

Ağaç evresi; funda-çalı evresinin sonuna doğru başlar. Büyük ağaçlar altında çok sayıda hayvan türleri ve küçük bitkiler bulunur. Ortam şartları anormal derecede değişmedikçe dengeli ve olgunluğa erişmiş bir komünite meydana gelir. Buna klimaks denir.

2. İkincil Süksesyon

İkincil süksesyon daha önce üzerinde bir komünitenin bulunduğu ancak aşırı otlatma, kesim, yangın gibi nedenlerle bozulmuş ortamlarda gerçekleşir. Bu süksesyon doğada daha yaygındır ve ekosistemlerin kısmi olarak zarar görmesinden kaynaklanır. İkincil süksesyonda toprak yapısı bozulmamıştır.

9 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Tarım ve otlatma durduktan sonra terk edilen tarlaların üzerinde gerçekleşen değişimler ikincil süksesyondur. Bu alanlardaki öncü türler, bir yıllık otsu bitkilerdir. Otların yerini kısa sürede

bodur çalımsı bitkiler alır. Sonra kavak türleri, sedir ağaçları ortaya çıkar. Bunları meşe türleri izler. Bu alanlar uzun süre kendi hâline bırakılırsa akçaağaç ve kayından oluşan bir komünite görülür (Şekil 3.1).

10 Komünite ekolojisi | Ders Notu | Konu Anlatımı |

 

Tarih boyunca insanlar doğaya çeşitli şekillerde müdahale ederek onu yoğun bir şekilde kullanmıştır. 19. yüzyıldan itibaren sanayi ve endüstrinin gelişmesiyle birlikte bu kullanım daha da artarak komünitelerin ve ekosistemlerin bozulmasına neden olmuştur. Bu durum çevre sorunlarının giderilmesininin ve doğal kaynakların korunmasının önemini daha da artırmaktadır.

6.511 views

Tagged with: , ,

Leave a reply